mustafa kemal's profileI LOVE YOU & ngo oiy ney...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
July 19 HIJACKED notshould not miss Our last chance to LOVE It came in both We did not expect to settle down for a happy year? I, I do not have my right to be happy? HIJACKED our last chance not to LOVE! You came to the age of thirty seven, I came to my age thirty five, We had few years of our life? HIJACKED our last chance not to LOVE! We will settle down a beautiful and happy, Together, we will see growth children, If a portion of our grandchildren will see with ALLAH. HIJACKED our last chance not to LOVE! My PRİNCESS WHAT COURSE? Kangal EMİNE I love you so much. kaçırmayalım AŞK'A SON ŞANSIMIZ
Bu yaşa geldik ikimizde
Mutlu bir yuva kurmak için senelerce beklemedik mi?
Senin, benim mutlu olmaya hakkımız yok mu?
AŞK'A SON ŞANSIMIZI KAÇIRMAYALIM!
Senin yaşın geldi otuzyediye,
Benim yaşım geldi otuzbeşe,
Bizim ömrümüzde kaç sene kaldı ki?
AŞK'A SON ŞANSIMIZI KAÇIRMAYALIM!
Ğüzel ve mutlu bir yuva kuracağız,
Birlikte büyüteceğimiz çocuklarımızı göreceğiz,
ALLAH nasip ederse torunlarımızı birlikte göreceğiz.
AŞK'A SON ŞANSIMIZI KAÇIRMAYALIM!
PRENSESİM NE DERSİN ? EMİNE KANGAL SENİ ÇOK SEVİYORUM... June 22 resortresort I cheer my heart every day denied, I could not find a happiness in this game. I lost myself in the way of this love, I wonder who will remedy my problem? For years, I stopped around futile, Finally I find a light I umdu. Hopes to connect a console to love you, I wonder who will remedy my problem? Was destroyed, leaving no reason for my heart, Damn my life is, my yesterday, my today. Was a desert and take the ball to the left, I wonder who will remedy my problem? WHEN ROSES ACABA to my face ... April 06 ATATÜRK!!!ATATÜRKÜN YAVERİNDEN BİR ANI !.... Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. - Merhaba nine. Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; - Merhaba dedi. - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp; - Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi? Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim. - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da...Benim iki oğlum gâvur harbinde şehit düştü. Memleketi gâvurdan gurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mihtara anlatinca, o da bana bilet aliverip saldi Angaraya. Giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agsamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadının birden yüzü sertleşti. - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki.. O biz im vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşiyoz. Sunun bunun gâvur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek; - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanimizdir... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Pasa yani Atatürk işte karsında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı; May 06 ÇAREAvuttum gönlümü hergün yalanla,
Bir mutluluk bulamadım ben bu oyunda.
Kaybettim kendimi bu aşk yolunda,
Acaba derdimin devasını kim verecek?
Yıllarca beyhude dolaştım durdum,
Sonunda bir ışık bulurumbulurum umdum.
Umutlarımı bir aşka bağlamakla avundum,
Acaba derdimin devasını kim verecek?
Sebepsiz ayrılışlar yıktı gönlümü,
Kahretti hayatımı,dünümü,bugünümü.
Bir çöl oldu soldurdu gonca gülümü,
Acaba derdimin devasını kim verecek?
ACABA YÜZÜM NE ZAMAN GÜLECEK?... November 08 BİR VEFASIZAGüller anlatsın sana olan sevgimi,
Güller anlatsın yanlızlığımı,
Güller anlatsın çaresizliğimi ve
Yavaş yavaş eriyen yüreğimi,
Güller anlatsın, ben anlatamadım.
Seni ne kadar çok sevdiğimi,
Güller anlatsın sevgiyle...
Güller anlatsa senin gibi kalpsiz anlar mı?
Sen sevmek nedir bilirmisin?
Sen sevgiyi tarif edebilirmisin?
Sahi sende KALP VAR MI?
YARASI OLAN GOCUNSUNVarsın beni ateşe atsınlar,
Vucudumu cayır cayır yaksınlar.
Kalbimi bana bıraksınlar,
Çünkü orada sen varsın!..
En sevdiğin bile seni sewmiyorsa,
Senden ve sevdadan uzaksa eğer,
Üzülme savaş...
Sevmek öylesine güzeldir ki;
Seveni yüceltir,sevileni değil.
Beni anlatamıyorsa sözlerim,
Gözlerimde anlamsız kalıyorsa renkler,
Sen yine de sev savaş.
Unutma ki dağlar ve tepeler
Yüce olmasına yücedir,fakat yüce olan tek şey;
SEVEBİLEN YÜREKTİR...
YARASI OLANA ARMAĞANIMDIR O KENDİNİ BİLİR!!!!!!! November 06 DİLEĞİMEBeni önce gözlerin vurdu,
İçmeden sarhoş oldum.
Ne güzellere gönül verdim,
İlk durağım sen değildin ama,
Son durağım sen oldun!..
Gül,içten gülen gözlerinle gül!
Gül ki, içim serinlesin.
Yak beni güzel gözlerinle,
Yak içim serinlesin.
Gül prensesim,prensesim benim,
Gel benim en güzel beşinci mevsimim. KENDİDEN,SENDEN,HERŞEYDEN!Gözümün önünde bir ateş olmuş yanıyor.
Söndürmek istiyorum bu ateşi yapamıyorum.
Uzanıyorum sana,dokunamıyorum.
Belki,belki güzel kız anlayayamıyorum seni.
O güzel gözlerinden çıkan ateşi.
Soruyorum kendime her karanlık gecede SEVİYORMUSUN?..
Bulamıyorum bir cevap,algılayamıyorum soruyu,
Kaçırıyorum kendimden,senden,herşeyden!
Sabah olsun istiyorum olmuyor.
Yine içime bir ateş düşüyor ve yine cevapsız sorularla kendimi sıkıyorum.
Düşünüyorum seni çiziyorum gözümün önüne getiriyorum aklıma, vakit geçmiyor.
Kaçamıyorum kendimden,senden,herşeyden.
İşte o zaman anlıyorum o güzel gözlerindeki söndüremediğim o ateşi.
Benim kalbimdeki o en derin duygumun yerini buluyorum,
Ve soruyorum ben seviyormuyum diye?
Seni seviyorum işte anladım sevgisiz geçen lanet günlerin,
Kader denen garip bilinmeze niye yüklendiğimi!..
O çaresiz bilinmeyen sorulara nasıl kaçamak cevaplayarak verdiğimi anlıyorum.
Üzülüyorum kadere bilinmezlerle dolu olan lanetlenmiş şeye.
Hayatla beraber bir tutulan bütün bilinmezlere soruyorum:
SİZ KİMSİNİZ?
Siz neden bunları yapıyorsunuz bize?
Bizim mutlu olmamız çok mu geliyor?
Kader denilen alın yazısı kahpe felek bırak yakamızı bırak!..
Birlikte mutlu olalım sevdiğimle... October 16 İŞTE GERÇEKLERYer: Azerbaycan, Hocalı 26/02/1992 > Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan > iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce > Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları > oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının > doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi > titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu > olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte > edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya > attı: > -Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı?) > -Akçik... (Kız) > Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile > hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülü > gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. > -Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın,yoldaş) > -Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu > bebek > nasıl beslenecek?) > -Mayrigı bedge gişdatsine.(Annesi besleyecek elbette) > Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya > geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: > -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) > Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı > hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top > arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise > Ermeni çeteci sevinçle bağırdı: > -Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem > saçsız hem de küçük,iyi yuvarlanır. Kopartın...) Aynı anda çocuğun > gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü... Ermeniler zafer naraları! > atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye > gol atmaya çalışıyordu. Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 > yıl önce yaşandı.Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat > şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 > günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. > Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır > bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde > kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk > görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı > gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat'ta güçlü > silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde > konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize > Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini > yaptılar. 26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve > roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek > kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente > giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden > birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri > Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa > derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir > işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz > bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve > bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa > derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını,evladın gözü önünde > babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular. Peki > neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan harit! alarda > Türkiye'nin 12 ili yer lmaktayken, Ermenistan'ın bayrağ ında Türkiye > hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda > 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için > ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok > sanırım. Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet > İttıfaki Silahlı uvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı > Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan > Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp > sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile > kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır > yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir > zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve > hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır. Şahitlerin anlattıklarını > dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.! Fakat katliam sonrası Hocalı'ya > girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. > Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin > gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: > 'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama > Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 > günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı > sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. > Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun > örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı > oldu. Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha > fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 > yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' > başsorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk > hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile > doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavuz edip > öldürmüşlerdi.Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve > > o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıpta bu masum insanlara iskence > > edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı. > EGER KANINDA BİR DAMLA TÜRK KANI VARSA HERKESE YOLLA BUNU October 06 istememiştim İSTEMEMİŞTİM
Sana aşık olmak istememiştim,
Gözlerim görünce dayanamadı.
Biliyorum hakkım yoktu seni sevmeye,
Kalbim mantığa katlanamadı.
Böyle içten gülen gözlere,
Yemin ederim hiç rastlamamıştım.
Tarifi imkansız duygular sardı kalbimi,
Asla böyle bir an yaşamamıştım.
Öyle pırıl pırıl bakıyordun ki,
"Olmaz böyle bir mucize" dedim.
Gönlüme süzülen bakışlarını,
Elimde değil önleyemedim.
Belkide inanmak güç gelir,
Belkide inanmamak zor gelir.
Ama gül yüzlüm bu can,
Damarımda akan bu kan,
Soluduğum bu nefes hep seni sayıklıyor.
SENİ ÇOK SEVİYORUM.
İyiki varsın! iyiki kalbimdesin,
Geçmişi sildim gelecek için.
Daima ve daima senin için yaşayacağıma SÖZ VERİYORUM.
SENİ CANIMDAN ÇOK SEVİYORUM!
Ne olur gül, benide güldür,
Kalbim senindir, istersen öldür.
October 04 diyeKimi ağaçlara yazar sevdasını,
Kimi camlara yazar sevdasını,
Ben ağaçlara yazmadım kurur diye,
Ben camlarada yazmadım buğulanır diye.
Ben SENİ kalbime yazdım, sonsuza kadar orda kalsın diye!
benimle evlenirmisin??? March 28 EVET DEMENİ BEKLİYORUM
EVET DEMENİ BEKLİYORUM March 14 KIZ DEDİĞİNNe sevgime göre bir kız bulabildim !
Ne de bir kızın zannettiği gibi basit olabildim !
KIZ DEDİĞİN ;
İSTANBUL gibi olmalı !
Fethi zor,Fatihi tek.
Sana son sözüm ;
"SENSİZ BU ÖMRÜ İSTEMİYORUM" SANA DOYAMIYORUMAşk ateşiyle yandım, alevlendirmeyin,
Bir kez sevdim diye günahkar görmeyin.
Ağlıyorum diye gülüp geçmeyin,
Acıyın şu gençliğime, sevenlerin arasına girmeyin.
Rüyalara rest çektim, ben hariç uyuyamıyorum.
Herkes derin uykudayken, ben sana dalıyorum.
Uykular çok tatlı derler, ben seni tadıyorum.
Onlar uykuya, ben sana DOYAMIYORUM SEVDİĞİM!!!
March 13 UMURUNDA MI ?İçimde yangın, başımda duman, bu feryat, figan, feleğe isyan,
SENİN UMURUNDA MI ?
Sen dünyamı yıktın, gönlümü çaresiz, sensiz bıraktın.
Can evimi yaktın, ah aşkım ah, senin umurunda mı ?
Şu zavallı sevenine neler neler yaptın ?
Pişman ettin yaşadığına, senin umurunda mı ?
Yaşadığım şu acımasız hayatın,tek doğru yönü,
Seni tanımak ve seninle mutlu olmaktı !
Acılarla geçen yaşamının mükafatı olarak sen çıktın!
SENİN UMURUNDA MI ?
İçimde bir sevgi var,lekesiz tertemiz.
İçimde bir duygu var,uçsuz bucaksız.
SENİN UMURUNDA MI ?
İçimde bir özlem var, dalsız budaksız.
Hayatımda tek sen varsın, unutmak imkansız...
SENİN UMURUNDA MI ?
Ne mutlu yanında olanlara ! sana dokunup, sesini duyanlara.
SENİN UMURUNDA MI ?
Hepsi sana yakın ama hiçbiri, hasret değil benim gibi kokuna...
SENİN UMURUNDA MI ?
Sensiz, sevgisiz kalmışım bir başıma,
Hiç aldırmıyorsun döktüğüm göz yaşıma.
"Hasretten öldü" yazın mezar taşıma, acılara boğuldum,
SENİN UMURUNDA MI ?
İlk zamanlar "I LOVE YOU" demiştin,
"Bırakmam seni" deyip yemin etmiştin.
Sonra durup dururken neden değiştin ? günlerim sayılıyor,
SENİN UMURUNDA MI ?
Şansım sana, şansızlığım bana kaldı,
Kalbim ağır sevdanı taşıyan bir hamaldı.
Gönlün benden alacağını fazlasıyla aldı, ve bana dert kaldı.
SENİN UMURUNDA MI?
Tüm bunları hak ettim seni sevdiğim için,
Bunca cektiğim acı senin mutluluğun için,
Yaşıyorsam bilki bir tebessüm için, gençliğim bitiyor,
SENİN UMURUNDA MI ?
March 12 TIPIŞ TIPIŞBirgün sendeki sevgimi,kapış kapış edeceksin.
Bittiğini görünce de, tıpış tıpış döneceksin.
Derin bir boşluk içinde, uçurumdan düşeceksin.
"Çıkar yol bu" deyip de, tıpış tıpış döneceksin.
Tenin beni arayacak, yokluğumu göreceksin.
Gizli gizli ağlayacak, tıpış tıpış döneceksin.
Dizlerime kapanacak,"beni affet"diyeceksin.
Biliyorum en sonunda, tıpış tıpış döneceksin!!! TUT ELLERİMDENÖyle erişilmez öyle yücesin,
Seni düşünürken başım dönüyor.
Düşeceğim diye çok korkuyorum.
Ne olur bırakma, tut ellerimden...
Ayrılıp da öyle sessizce gitme,
Vallahi kalbim duracak.
Senin yokluğunu kim dolduracak?
Ne olur bırakma, tut ellerimden...
Bir çatı altında seninle kalmadan,
Kucağında tatlı hayallere dalmadan,
Seni düşünüp de seninle olmadan,
Ne olur bırakma, tut ellerimden... EVET DEMENİ BEKLİYORUMSevdiğim,aşımsın,suyumsun,soluduğum nefesimsin.
Sesini duysum titrer elim,çarpar deli divane kalbim.
Öylesine tutkulu, öylesine içten ki sana SEVGİM.
Kelimelerle anlatamadığım tek gerçeğimsin.
Adını anmak istesem dilimin ucuna gelir söyleyemem.
Gözlerim dolar, içim parça parça olur.
Adını anmaya kıyamam, of sevdiğim of içim sızlıyor.
Yanıyor yüreğim,dayanılmaz tavır alıyor ruhum.
Yüzünü görmek istiyorum,seni istiyorum.
Canıma can istiyorum.
Zifiri karanlık gecede sımsıcak yatağımda gözlerimi kapatıyorum.
Özleminin hayalini kuruyorum.
Yüzün gelmiyor gözlerime seviyorum seni yasak AŞKIM.
İntikamların en acısı senden UZAKLIK,
Birgün EVET diyeceksin diye yaşıyorum ve BEKLİYORUM
Hayattan alabildiğim en büyük hazımsın.
EVET demeni bekliyorum, inan seni ölesiye SEVİYORUM!!!
!!!!SENİ ÇOK SEVİYORUM,SENİ SEVİYORUM!!!!
MGO OİY NEYA, PHOM RAK KHUN
ANATA O AİSHİTE İMASU
Tİ AMO, I LOVE YOU |
|
|